Sözcükler kadar derin etkiler yaratabileceğine inandığımız bir sanattır fotoğrafçılık. Öyle ki; fotoğraflar da sözcükler kadar değerlidir hatta bazen hiçbir sözcükle anlatılamayacak denli etkilidir. Yalnızca sözcükleri art arda sıralamakla ya da deklanşöre basıp fotoğraf çekmekle bitmiyor elbet. Gördüğü her güzelliği ölümsüzleşsin diye resmeder bir ressam, bir müzisyenin notalarıdır sözcükleri, bir heykeltıraşın parmak uçlarındadır kelimeleri, bir şairin kelimeleridir duyguları, bir fotoğrafçı da en özel, en güzel anlarımızı tek bir dokunuşla ölümsüzleştiren bir kahramandır. Bize samimi, bizden biri, içimizden biri…

Fotoğraf; kendine has, başka hiçbir şeyde olmayan bir duyguya ve dokuya sahip olsa gerek ki bir ‘’Ara Güler’’ geçti aramızdan…

 ‘’Ben gazeteciyim, fotoğrafçı değilim. Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki fark budur, bu farkı anlamak lazım. Fotoğrafçı düğmeye basan adam değil, iş yapan adamdır. Ben de her şeyi gazetecilik tarafından düşündüm ve bu yaşa kadar ona göre çalıştım.’’ diyen ve 90 yaşında hayatını kaybeden, dünyaya objektifiyle bakan, fotoğrafçılığın duayeni bir Ara Güler geçti işte aramızdan. Şimdi ara ki bulasın…

Ara Güler

TARİH İÇİNDE YAŞAYAN BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN

1958 yılında Aydın’ın Geyre İlçesi’nde bir baraj açılışına giden Ara Güler ‘in keşfettiği Aphrodisias Antik Kenti bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Ara Güler çektiği fotoğrafları Times’a gönderir. Bu yolla dünya basınına dağıtılan Aphrodisias Antik Kentinin fotoğrafları bir anda büyük yankı uyandırır. İşte Ara Güler’in yolunu kaybetmesi sonucu tesadüfen bulduğu kentin hikâyesi…

Aydın’ın Geyre beldesinde bir baraj açılışı için bölgeye gazeteci olarak giden ve dönüşte yolunu kaybeden Ara Güler, bir köyden geçerken köylülerin tarihle iç içe yaşadığını görür. Köyde yaşayan insanlar tarafından Roma sütunları ve mimari parçaları hâlâ kullanılmaktadır. Köyde yer alan her türlü mimari yapı, Roma dönemi eserlerini de barındırmaktadır. Tarihi lahitler bile üzüm şırası süzmek için kullanılmaktadır ve köyün her yeri tarihi eserlerle doludur.

Köylüler

Ara Güler, şaşkınlık içinde bu güzelliklere baktıktan sonra köyün çeşitli yerlerinden onlarca fotoğraf çeker ve İstanbul’a döndükten sonra bu bölgeyi araştırmaya başlar. Fakat hiçbir bilgiye ulaşamaz. Çektiği fotoğrafları çeşitli kuruluşlara gönderir fakat beklediği ilgiyi bulamaz. En sonunda fotoğrafları Times’a gönderir. Times fotoğrafların renkli olanlarını çekmesini ister ve Ara Güler tekrar aynı köye giderek renkli fotoğraflar çeker. Bu yolla dünya basınına dağıtılan fotoğraflar bir anda büyük yankı uyandırır. Amerika’dan gelen arkeologlar Geyre’de araştırma yapmaya başladıklarında burasının Roma İmparatorluğu’na ait, tarihi M.Ö 500’li yıllara dayanan ve ismini tanrıça Afrodit’ten alan Aphrodisias Antik Kenti olduğu anlaşılır. Prof. Dr. Kenan T. Erim Aphrodisias’a gelip hayran olduktan sonra, 1961’de Aphrodisias’ı kazmaya başlar. Böylelikle bölge hem turizme kazandırıldı hem de kültür mirası olarak seçildi ve tüm dünyanın tanımasına neden oldu.

Aphrodisias çığlığı var duyuyor musunuz siz de?