Güne bir lahuti ile başlıyorum. Dışarıda seyrek bir yağmur. Birden aklıma geliyor oyunu kuralına göre oynamadığım. Peşinden bir soru. Sonra bir soru daha: İnsan düşlerine inanırken düşer mi?

Sorular ile kavga ediyorum. Aksisin diyor cevaplarıma. Ceketimi yağmura asıyorum. Ardından tehlikeli bir şiir okuyorum kendime. Korkuyorum. Gözyaşlarımı yalnızca o görüyor. Sayıyor elleriyle: Doksan dokuz… Toplamaya gücü yetmiyor. “Ağlamaktan çok sarılmana ihtiyacım var” diyesim geliyor. Susuyorum. Hüznü mü soruyor, gülüyorum. Zamanı soruyor, geçiyorum. Sırrımı soruyor, pas diyorum. Fânisin diyor, üstü kalsın diyorum.

Birden bulutlarda yürüdüğüm geliyor aklıma. Aniden düşüyorum. Agresifsin diyor, Farkındayım.

Anlamıyor. Anlamasın da zaten. Gözkapakları çıkartma, ağrısı mermer. Gündüzlerim ışıklı, gecelerim ise reytingler kadar değerli. Bu kez anladım. “Kimsenin bilmediği, bilmekte istemediği yer” diyor. Tamam, sus diyorum. “Herkesin bildiği fakat gitmek istemediği diyor”, Allah rızası için diyorum…

Yakalandım! Eller yukarıda.

– Şimdi sesi kısılınca tokatlanan bir radyo kadar kızgınım.

Dünyaya sataşacak gücüm de yok. Teşekkür ediyorum, sofradan da doyarak kalkıyorum.

bence bunu da dinlemelisin.

ahmet kaya- korkarım