1 dakikada okuyabilirsiniz.

Yalan yok! Ben bir iç geçirmeyim sabır denizinin derinliklerinde. Bazen de bir annenin hızlı adımlarındayım. İstemedim bütün bunları. Hayatta -her neyse o işte- bir şeyi doğru yaptım onu da iki yanlışım götürdü. Ama ben biliyorum bunlar niye oldu? Önce sağa baktım trafikte sonra sola.

Yalan yok! Cinayetimi işleyen katilimin peşindeyim şu sıralar. Ya da bayağıdır. Ya da epey oldu. Ya da neyse işte… Saklambaç oynarken kaybettim onu.

Yalan yok! Borçluyum… Senetli dostluklar kurdular benimle. Bütün bunlar sözlerime  ağız dolusu küfürler katmadım diye oldu.

Yalan yok! Askıda bıraktım yüreğimi. Feryadımı susuşlarımda gizledim. Ama ben biliyorum niye oldu bütün bunlar. Erken yaşta söktürdüler okumayı. Okumak neyse de erken yaşta öğrettiler yazmayı.

Yalan yok! Sabahın sessizliğine şahit oldum epeyce. Yüreğimi burktum sonra. Bütün yalnızlığımı göğüs kafesime sıkıştırdım. Gözden gizli kaldım, gönülden… (?) Bilmiyorum. -gerçekten- 

Yalan yok! Masalların en kötüsüyle uyandım sabahlara. Kendime sırdaş ararken, sırdaş oldum başkalarına. Ama ben biliyorum niye oldu bütün bunlar: Erken yaşta bıraktım sigarayı.

Yalan yok! Duvarlarında Mescid-i Nebevî tabloları olan bir evde geldim dünyaya. Fizyokratların saffında girdim ekmek kavgasına ama sonra bir bankanın mevduat hesabına yenildim. Bahçedeki yasaklı meyve ağacına tırmandım diye oldu bütün bunlar.

Yalan yok! Umutlu günler sakladım paltomun iç cebine. Şimdilerde yalnızca kırıntıları geliyor avucumun içine. Ama belki ilerde Telepinu bereketi gelir ceplerime. Kim bilir?


Biraz konuşabilir miyim? Ama bakmayın kusuruma. 
Güzel insanlara çokça selam olsun!


( bunu da dinleyin ha! 😛 )